İstanbul Beylikdüzü’nde özel bir hastaneye soğuk algınlığı şikâyetiyle başvuran 22 yaşındaki Şükrü Keleş’in, iddialara göre serum takıldıktan kısa bir süre sonra fenalaştığı, yoğun bakıma alındığı ve 9 gün sonra yaşamını yitirdiği bildirildi. Gencin ailesi, tedavi sürecindeki ciddi gecikmeler ve müdahale eksiklikleri nedeniyle hastane yönetimi ile sağlık çalışanlarından şikayetçi oldu.

“Serumdan Sonra Kusmaya Başladı”

Olay 6 Şubat 2025’te yaşandı. Keleş, anne ve babasıyla birlikte rahatsızlıkları için Beylikdüzü’ndeki özel bir hastaneye başvurdu. Anne Satı Keleş’in ifadesine göre, ilk olarak parol içerikli bir serum verildi, ardından ikinci bir serum takıldı. Bu serumdan birkaç dakika sonra Şükrü Keleş’in “midem bulanıyor, kusacağım” dediği ve kollarında yanma hissettiği öğrenildi. Aile hemşireyi müdahaleye çağırdı; ancak hemşire, “Doktor gelmeden müdahale edemem” diyerek serumu çıkarmayı reddetti.

Baygın Halde Kırmızı Alana Taşındı

Bakan Karşı Çıksada Doktor Randevusuna Gitmeyene Para Cezası Gündemde Bakan Karşı Çıksada Doktor Randevusuna Gitmeyene Para Cezası Gündemde

Kısa süre sonra baygınlık geçiren genç, doktorun gelişinin ardından sedyeyle acil kırmızı alana taşındı. Anne Satı Keleş, o anlarda oğlunun bilincinin kapalı olduğunu ve müdahalenin oldukça geciktiğini savundu. Kırmızı alanda yapılan işlemlerin ardından Şükrü Keleş’in entübe edildiği ve yoğun bakıma alındığı bildirildi.

“İlk 5 Dakikada Müdahale Edilseydi Hayatta Olabilirdi”

Anne Satı Keleş, oğlunun geçirdiği reaksiyonun serumdan kaynaklı olduğunu ve alerjik şoka karşı yapılması gereken adrenalin iğnesinin geciktirildiğini belirtti. “İlk 5 dakikada iğne yapılsaydı, belki de bugün hayattaydı” diyen acılı anne, hemşire ve doktorun odaya iki kez geldiğini ancak müdahale etmeden ayrıldıklarını dile getirdi.

Sevk Talebi Geciktirildi, Ambulans Saatlerce Bekletildi

Aile, hastanın başka bir sağlık kuruluşuna sevkini talep etse de hastane yönetimi bunu uzun süre reddetti. Sevk kağıdına “hasta yakını isteğiyle” ibaresi yazıldığı için 112 acil servis ambulansının gelişinin 6 saati bulduğu, bu süreçte herhangi bir tıbbi müdahale yapılmadığı ileri sürüldü. Sonunda Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne nakledilen genç, burada 8 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 15 Şubat’ta yaşamını yitirdi.

“Sarı Serum Değildi, İlaç Hatalı Olabilir”

Aile, kullanılan serumun türüyle ilgili de dikkat çekici bir iddiada bulundu. Annenin çektiği fotoğraflara göre serumun “sarı serum” olmadığı, başka bir doktorun da ilacın içeriğini incelediği ve bunu onayladığı öne sürüldü. Gencin vefatının ardından otopsi yapıldı ve ölüm “şüpheli” olarak kayıtlara geçti. Dosya Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturuluyor.

Yoğun Bakımda Uzman Eksikliği Vardı

Olayın bir diğer tartışmalı noktası da yoğun bakım sürecinde yaşanan uzman eksikliği oldu. Aileye bilgi veren doktorlar, yoğun bakım uzmanının izinde olduğunu, hastaya göğüs hastalıkları ve anestezi uzmanlarının baktığını belirtti. Nöroloji uzmanının da izinde olduğu, tomografi sonuçlarının kime gösterildiğinin ise belirsiz kaldığı ifade edildi.

Aile Hukuki Mücadele Başlattı

Baba Yaşar Keleş, adli sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. “Canımız yandı, başka canlar yanmasın. İhmalin üzeri örtülmesin” diyen baba, hastane yönetimi, doktor ve hemşire hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve konunun peşini bırakmayacaklarını vurguladı. Aile, hastanenin ihmali nedeniyle oğullarını kaybettiklerini ve sorumluların cezalandırılmasını istiyor.